Lejyonellaazaltımı için alınması gereken önlemler

Ultra filtrasyonu

Ultra filtrasyonda virüsler mekanik olarak sudan ayrıştırılır. Modüller bağ haline getirilmiş, iki ucunda kaplama boruları içerisine dökülmüş, hortum şeklinde ultra filtrasyon membranlarından oluşmaktadır. Membranın por genişliği 0,01 – 0,05 µm ölçüsündedir.

Ayırma etkisini elde etmek için su, membran kapılarının duvarlarından dışarıya doğru iletilir. Modülün kaplama borusundan temiz su toplanır ve bakteriden arındırılmış az virüs bakımından asgari düzeyde olan su, besleme sistemine yan bağlantıdan iletilir. Alet belirli aralıklarla temizlenmelidir. Bu ileri ve/veya geri akış hareketi ile filtrasyon tertibatının yıkanması ile yapılır. Membranın entegre testi ve mikroorganizmaların tutulması ile kanıt elde edilir. İçme suyunda lejyonella yerleşimini engellemek için ve buna karşı önlem almak için içme suyu enstalasyonlarında veya musluklarda (ev musluklarında) membran filtrasyonlarına, ancak bu önlemlerin başarılı olduğuna dair belirli aralıklarla DVGW Çalışma Sayfası W551 de belirtilen mikrobiyolojik testlerin yapılması halinde izin verilir. Ancak burada dikkat edilmesi gereken, geçerli içme suyu yönetmeliğine göre, içme suyu sağlayan tesisatın tekrar bakterilenmesi veya membran yüzeyinde zenginleşen mikroorganizmalar tarafından istila edilmesine karşı korunmalı olmasıdır (par. 17 TrinkwV). Her ultra filtrasyon tertibatı buna göre bir serbest çıkış ve sonradan devreye alınan bir basınç yükseltme tertibatı ile içme suyuna karşı emniyete alınmış olmalıdır (DIN EN 1717, DIN 1988-100 Tablo A.1, Satır 18 ile bağlantılı olarak). Bu amaç için bir geri akış engelleyici uygun değildir. Burada dikkat edilmesi gereken husus, merkezi bir emniyet tertibatı sonrasında içme suyunun geri akışı ve geri emilişine karşı korunması amacıyla, insanların kullanımı için suyun (içme suyu) alımına müsaade edebilecek yerlerin mevcut olmamasıdır

Yurt ve benzeri yerlerdeki termik dezenfeksiyonlarda, suyun son kullanım yerinde meydana gelen sıcak sudan, insanların yanma tehlikesi dikkate alınmalıdır. Diğer olumsuzluklar olarak sayabileceğimiz, termik dezenfeksiyonun çok zor uygulanabilirliği, kısa süreli etkisi, kullanılan boruların hammaddelerinin çabuk yıpranması ve soğuk su hatlarına sıcaklık geçirmesidir. Termik dezenfeksiyon doğal olarak sadece sıcak su hatlarını kapsamaktadır. Ancak Lejyonellalar aynı şekilde, günümüzün modern ısıtılmış binalarında soğuk su hatlarının sıcaklığının 20 °C üzerine çıkabilmesi sebebi ile soğuk su içerisinde de yoğun olarak çoğalabilirler. Buna ek olarak yapısal hataların da (yer ısıtma sistemlerinin olduğu yerlerde içme suyu hatlarının da yerden geçirilmesi, boru hatlarının fazla büyüklükte borular kullanılarak yapılması, sıcak su hatları ile birlikte içme suyu hatlarının veya kalorifer hatlarının da döşenmesi) görüldüğü binalarda soğuk su hatlarındaki sıcaklık 25 °C üzerine çıkabilir.

Kimyasal Dezenfeksiyon

Sürekli bir dezenfeksiyon bu amaç için izin verilen kimyasallar ile yapılabilir, burada sınır değerlere ve dezenfeksiyon sebebi ile oluşan yan ürünlere dikkat edilmelidir (İçme suyu yönetmeliği Bölüm Ic. par. 11 ile ilgili olarak Federal Çevre Koruma Dairesi Listesine bakınız). Ancak kimyasallar sürekli çözüm olarak başarılı görülmemişlerdir.

Yüklenme dezenfeksiyonlarında yüksek konsantrasyonda kimyasallar kullanılır. Bunlar yapılan işlem sonrasında boru hatlarının yıkanması ile dışarıya atılır. Yapılan bu işlem sırasında içme suyu alımı kesinlikle engellenmelidir. Yüklenme dezenfeksiyonu işleminde Federal Çevre Koruma Dairesi tarafından listelenmemiş olan kimyasallar da kullanılabilir, örnek. Hidrojen peroksit  (H2O2).

Bulunulan yerde klorun elektrolitik üretimi

Bu işlemde elektroliz hücreleri ile klor gazı veya “hipoklorikasid“ (Sodyum Hipoklorit) kullanılır.

Membran hücreleri elektrolizi ile Nötr sodyum hipokloritin elektrokimyasal aktivasyon aracılığı ile bulunulan yerde üretimi (bu şekilde üretilen dezenfeksiyon ürünün adı Anolit) Ağustos 2007 yılında  İçme suyu yönetmeliği (TrinkwV 2001) par. 11, Bölüm II ile ilgili Federal Çevre Koruma Dairesi Listesine girmiş olan yeni bir işlemdir. İşlem DVGW’nin Çalışma Sayfası W229 da (Bölüm 6.5.2) tarif edilmektedir. Sodyum hipoklorit çözeltisi,İçme suyu yönetmeliği (TrinkwV 2001) par. 11, Bölüm Ic ile ilgili Federal Çevre Koruma Dairesi Listesine göre DIN EN 901 normlarında belirtilen saflık şartlarına uygun olmalıdır.

Anolit’in biyofilmi azaltma özelliği vardır. Nötr anolit içerisinde sadece az miktarda klor gazı bulunur ve bu sebeple önem teşkil edecek miktarda kloroformu ancak CL2 ile aşama halinde kloroforma dönüşen (haloform reaksiyonu) asetil karışımlarının (yumurta akları, biyofilm matriksi) yüksek oranda ortaya çıkması halinde meydana getirir. Yüzeysel biyofilm katmanlarının kaldırılması sonrasında kloroform anolitlenmiş suda artık görülmemektedir.

İçme suyu yönetmeliği bir minimize etme şartı öne sürmektedir. Profilaktik sebeplerden dolayı dezenfeksiyon yapılamaz. Ayrıca mümkün olduğu taktirde kısa dezenfeksiyon süresi içerisinde eksikler giderilip normal çalışmaya geçilmelidir.

Mikrobiyosit Temas Etkisi

TU Dresden Üniversitesinin Silvertex firması ile birlikte geliştirdikleri metalik gümüşün mikrobiyosit temas etkisinin kullanımı ile lejyonella ile mücadele amaçlı biyofiziksel işlemdir. Lejyonellaların yerleşmesi ve çoğalması konusunda önemli bir azalma, su dağıtım sistemi içerisine gümüş içerikli tekstil sistemlerin uygulanması (mesafe kumaşı) ile elde edilir. Suyun akış şiddetinin az olduğu bölgelerde biyofilmlerinin oluşması bu şekilde güvenilir bir biçimde engellenemez

Bu işlemin anti mikrobik etkisi oligodinamik etki ile yani mikroorganizmaların üzerine metalyonların taşınması ile oluşmaktadır. Bu işlemde başka bir enerjiye veya reaktif kimyasal katkılara gerek görülmez. Depo veya tank sistemleri içerisinde kullanımda normali haricinde ek teknik kurulumlara gerek olmamaktadır. Esnek yapısı sebebi ile mesafe kumaşı farklı profillere (örnek olarak boru hatlarına) uygulanabilir. Burada “dış yüzeyleri“ uygulama basıncı sebebi ile daha yüksek bir malzeme yoğunluğuna ulaşır, bu da daha yüksek bir etki yoğunluğu etkisi ve böylece “koloni oluşumuna“ veya biyofilm gelişimine karşı daha yüksek bir etki sağlar.